KONKORDATO “GEÇİCİ MÜHLETİ İÇERİSİNDE” BANKALAR BORÇLUNUN HESABINA BLOKE KOYABİLİRLERMİ ?

Konkordato nedir sorusu cevaplandığında aslında konkordatonun en önemli özelliği ve konkordato ruhu bir nebze de olsa açıklanmaktadır. Konkordato; bir borçlunun alacaklılarına mahkeme aracılığıyla yaptığı ödeme teklifinin, alacaklıların en az yarısı (veya belirli durumda 2/3’ü) tarafından kabul edilmesi ve Ticaret Mahkemesi tarafından tasdik edilmesi şartıyla, borçlunun tüm adi (rehinli veya imtiyazlı olmayan) borçlarını, bu teklifi doğrultusunda ödeyebilmesidir. Rehinli alacaklar için borçlunun talebinin olması ve rehinli alacaklılar tarafından kabul edilmesi halinde, rehinli borçlarda bu kapsama dahil olur. Bu tanımdan şu anlaşılmaktadır; konkordato aslında herhangi bir sebepten dolayı işleri bozulmuş, ödeme gücünü belli ölçüde kaybedip mali durumu kötü yönde etkilenmiş olan iyi niyetli ve dürüst borçluları korumak amacını taşıyan müessesedir.

Konkordato sürecinin amacı, verilen süre içerisinde borçlunun teklif ettiği konkordatonun alacaklılar tarafından incelenmesi ve mahkemece kabulü için zaman tanınmasıdır.

Konkordatonun en önemli özelliği ise; kendisine mühlet verilen şirketin çalışmasına devam etmesi ve bu çalışması karşılığında elde ettiği gelir ile borçlarını ödemesidir. Bu nedenle mühlet kararı verilirken, tedbiren aleyhine hiçbir takip yapılmaması gerekir, evvelce başlamış takiplerin durdurulması lazımdır ancak buna rağmen yapılan her türlü takip işlemleri ise geçersizdir, konkordatonun re’sen dikkate alınması gerekir. Konkordato süresi içerisinde borçlu aleyhine takip yapılması yasağının sonucu olarak süre ile kesişen zaman aşımı ve hak düşürücü süreler ise bazı durumlar haricinde işlemez. Ayrıca ihtiyati tedbir ve haciz kararlarının uygulanmaması, muhafaza altına alınmış makine varsa bunların yediemin olarak iadesi gibi birçok hususta borçlu koruma altına alınmaktadır.

Banka şubelerinin borçlunun hesaplarına bloke koyması yukarıda anlatmış olduğumuz konkordatonun amacına, en önemli özelliğine ve ruhuna aykırıdır. Konulmuş olan blokelerin tedbiren kaldırılması gerekmektedir. Ancak bankalar nasıl bir uygulama yapacaklarını bilmemekte ve farklı farklı uygulamalarda bulunmaktadırlar.

Mühlet kararının verildiği tarihten sonra borçlunun hesaplarına havale veya EFT yoluyla gelen paraların bloke edilmemesi, varsa bloke edilen paraların serbest bırakılması ve bu şekilde gelen paraların banka kredi alacağına mahsup edilmemesi, hususlarında tensip ile birlikte geçici mühlet kararı verilir iken  tedbir kararı verilmesi ve bankalara bildirilmesi gerekmektedir. Aksi halde,  ihtiyati tedbir kararı verilmemesi durumunda borçlunun ticari hayatı riske atılmakla birlikte borçlunun çalışması imkansız hale gelecektir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. Hukuk Dairesi, 2018/1976 E. 2018/1574 K. sayılı 11.10.2018 tarihli kararında da belirtildiği gibi; “İİK 287.maddenin 1, ve 2.fıkralarına göre, “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. Hukuk Dairesi, 2018/2349 E. 2018/1587 K. 11.10.2018 tarihli kararın da ise; “…2004 sayılı İİK 287. maddedeki mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır düzenlemesi de göz önünde bulundurularak ,konkordatonun amacı ile aykırı düşmeyecek olan , borçlu şirketlerin kendi hesaplarına , geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında gelecek olan hakediş bedellerinin ve alacaklarının bankalar tarafından kendi alacaklarına mahsup edilmemesi yönünde , hakediş bedellerinin ve alacaklarının konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken buna ilişkin talebin gerekçe belirtilmeksizin reddi doğru kabul edilmemiştir…” denilmektedir.

Yüksek mahkemenin yukarıda belirtmiş olduğumuz kararlarından da anlaşılacağı üzere; borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirler alınmalıdır. Aksi halde konkordatonun amacına da ruhuna da aykırı davranılmış olacaktır ve bu müessesenin olmasının hiçbir gayesi kalmayacaktır.  Bu tedbirler arasında elbette ki borçlunun ticari hayatının riske atılmaması için en büyük tedbirlerden biri olarak bankaların bloke koymamaları veya varsa blokelerin  kaldırmasıdır.

Apan-dilek hukuk müşavirliği

Av. Harun APAN