Ülkemizde artık var olan ve kabul gören bir kavram; Arabuluculuk. İnsana değer veren, “birbirini kırmadan yaşa” ilkesine göre yaşayan Türk toplumu için çok da uzak değildir aslında bu kavram. Çünkü bizde “Bir büyüğe danışmak” mantığı “Ahilik” olarak yüzyıllar önce yaşamıştır. Dünya üzerinde pek çok ülkede şirketleşme şeklinde var olan ve özel ya da tüzel kişiler arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözümlenmesinde rol oynayan “Arabuluculuk” geç de olsa ülkemizde de yerini bulmuştur.

Uyuşmazlık dendiği zaman, Mahkeme, dava, taraflar, kazanmak, kaybetmek vs. gibi pek çok kavram belirir zihinlerde. Biz hukukçular için “dava kazanmak” olarak görünen şey, uyuşmazlık yaşayan taraflar arasında var olan bir problemin, bir çeşit çekişme olan dava sonrasında, bir tarafın haklı bulunarak kazanması, diğer tarafın ise kaybetmesidir. Ve çoğu zaman tarafların anlaşarak adil bir şekilde çözümleyebileceği problemler, uzun yıllar süren davalar ile çözümlenemez ya da çözümlense de artık kıymeti kalmaz bir hale gelir. Çünkü Mahkemelerin yükü ağırdır ve tarafların menfaatleri bazen davanın çok gerisinde kalır, gözden kaçar.

Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Arabuluculukta temel felsefe tarafların bir araya gelerek birbirlerini dinlemeleri, anlamaları ve aralarındaki uyuşmazlığı birlikte çözmeleridir. Bu da tarafların eşit olduğunu ve her iki tarafın da menfaatinin korunduğunu gösterir. Mahkemede “Kazan-Kaybet” ilkesi var iken arabuluculukta “Kazan-Kazan” ilkesi vardır. Çünkü sorunun çözümlenmesi her iki tarafın da menfaati korunarak yapılacağından her iki taraf da kazanacaktır. Bu da uzmanlık eğitimi almış tarafsız arabulucuların katılımıyla sağlanacaktır.

Aralarında uyuşmazlık olan taraflar, bu uyuşmazlığı en kısa zamanda ve de en kolay şekilde arabulucuya başvurarak çözüme kavuşturabileceklerdir. Çünkü arabuluculuk davaya göre daha kısa süreli, zahmetsiz ve çok daha ekonomiktir. Taraflar, haklı-haksız, güçlü-güçsüz gibi bir ayrım olmadan, tamamen eşit pozisyonda olacak ve eşit haklara sahip olacaklardır.

Arabuluculuk faaliyetlerine ilişkin her aşamada gizlilik esas olacaktır. Taraflar ile bir arada ya da ayrı ayrı yapılan görüşme içerikleri, tarafların izni-rızası olmadan asla ifşa edilmeyecektir. Bu gizlilik özel görüşme içeriklerinin karşı tarafa aktarılmaması konusunda da geçerli olacaktır. Tarafın rızası olmadan, onun verdiği bir bilgi, beyan ya da belge, karşı tarafa ya da başkalarına ifşa edilmeyecektir.

Taraflar görüşmelere kendileri katılabildikleri gibi, bu görüşmeler özel yetki verdikleri vekilleri tarafından da takip edilebilecektir.

“Arabuluculuk” faaliyetlerinin, davalara nazaran daha kolay, kısa süreli, zahmetsiz ve de ekonomik açıdan daha uygun olduğu görülmektedir. Ayrıca tarafların menfaatine uygun, ortak verilmiş kararlar doğrultusunda anlaşma yapıldığından, tarafların memnuniyetini sağlıyor olması da çok önemlidir.

Taraflar arasında uyuşmazlık sebebi olan ve davaya konu olabilecek her olay “arabulucuk” faaliyetine konu olabilir. Alacak-borç ilişkisi, boşanma, tazminat, kira alacağı ve tahliye, elatmanın önlenmesi, şufa ve benzeleri gibi.

Ancak, İş Mahkemeleri Kanunu 3. Maddesi, işe iade ile iş alacağı ve tazminat davalarının açılmasından önce arabuluculuk sürecinin işletilmiş olmasını bir dava şartı olarak getirmiştir. Kanun m.3/1 “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” Yani artık İş Hukuku uyuşmazlıklarında öncelik “Arabuluculuk” uygulamasına bırakılmıştır. 2018 yılı itibariyle artık taraflar dava açmadan önce Arabuluculuk yoluna başvurmak zorundadır. Ve böylece, hızlı, etkin, menfaatleri dengeleyen ve gizliliğin korunduğu süreç İş Hukukunda başlamıştır.

Türkiye’de bu sistemin özellikle ticari mecrada yaygın olarak kullanılacağına yönelik büyük bir umut da mevcuttur. Zira arabuluculuk sürecinin gizli olması, ticari hayat açısından büyük önem arzedecektir. Çoğu zaman ticari hayatta yer alan firma ve şahıslar arasındaki uyuşmazlıkların Mahkemeye yansıması ve davaya konu olması ticari itibarın zedelenmesine sebep olmaktadır. Arabuluculuk bu duruma engel olabilme açısından çok büyük önem arzetmektedir. Tabi bir de ticari ilişkilerin devamının söz konusu olması ihtimaline binaen, uyuşmazlığın tarafların anlaşması yolu ile halledilmesi çok faydalı olacaktır.

Apan-Dilek Avukatlık Bürosu olarak her türlü uyuşmazlık konusunda ve İş Kanunu gereğince zorunlu uygulama nedeniylede, sertifika sahibi arabulucu avukatlarımızla “arabuluculuk” hizmeti vermekteyiz.